T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
Sayı :B.07.1.GİB.4.33.15.02/2006-719-12-2812 17/05/2006
Konu :Vergi Borcu
………………..
……………………..
İlgi :14/04/2006 tarihli ve 2/3860 kayıt sayılı dilekçeniz.
İlgi dilekçeniz ve eki Mersin Vergi Mahkemesine verilen dava dilekçeniz ile ……….. Vergi Dairesinin ………. vergi kimlik numaralı mükellefi ……… Tic. San. Ltd Şti.’nin ortağı ve müdürü olduğunuz, şirketinizin vergi borçları için 4811 sayılı Kanun’dan yararlanma talebinizin olmasına rağmen vergi dairesince ödeme emri düzenlendiği ve düzenlenen aynı ödeme emirlerinin iki ayrı tarihte tebliğ edildiğinden bahisle mağduriyetinizin giderilmesi istenilmektedir.
İlgi dilekçenize istinaden, …………. Vergi Dairesi ile yapılan yazışma sonucu alınan cevabi yazıda, adı geçen şirketin hesaplarının incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden tarh edilen vergi ve cezaların dava konusu edildiği ve 29/03/2003 tarihli dilekçeniz ile Vergi Mahkemesi ve Danıştay Başkanlığına sunulmak üzere 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu’nun 3’üncü maddesinden yararlanmayı talep ettiğiniz ancak borçlarınızı ödemediğiniz, bu nedenle şirket adına 19/02/2005 tarihli ödeme emirlerinin düzenlendiği fakat vergi dairesince bilinen adreslerinde bulunamadığından ilanen tebliğ edildiği, ayrıca şirketin müdürü olmanız nedeniyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35 ve mükerrer 35’inci maddeleri gereğince adınıza düzenlenen ödeme emirlerinin 12/04/2006 tarihinde tebliğ edildiği, yine şirket ortakları …….. ve ……… adına hisseleri nispetinde ödeme emirlerinin düzenlendiği bildirilmiştir.
Bilindiği üzere, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanun’un 35’inci maddesinde, “Limited şirket
ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme
alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu
Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, aynı Kanun’un mükerrer 35’inci maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10’uncu maddesinde tüzel kişilerde kanuni temsilcilerin sorumluluğuna ilişkin hükümler belirlenmiştir. Vergi Usul Kanunu’nun 10’uncu maddesinde “Tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.
Yukarıda
yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya
vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna
bağlı alacaklar, kanunî ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır.”
hükmü getirilmiştir.
Ayrıca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35’inci maddesinde de "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu itibarla, şirket tüzel kişiliğinin mal varlığından tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağının tahsili için şirketin kanuni temsilci olmanız nedeniyle …………… Vergi Dairesince hakkınızda yapılan takip işlemleri yerinde ve mevzuata uygun olup yasalara aykırı bir husus bulunmamaktadır.